Geçmişten günümüze gelen kokpitlerin hikayesi…

Mart 14, 2008 Yazan: admin · Yorum Yap
Kategori: Havacılık 

a350kokpit.jpg Kardeşler 1900′lü yılların başında ilk uçağı imal etmeleriyle havacılık ‘’ kavramı ile tanışmış oldu. Kittyhawk adını verdikleri uçaklarının kokpiti pilotun oturduğu etrafı açık bir koltukla kumandayı sağlayan lövyeden oluşuyordu. Teknoloji gelişip uçaklar karmaşıklaştıkça bundan kokpitler de nasibini aldı. Önce gövdelerin gelişmesiyle kokpitin çevresi kapandı. Pilotların uçakla ilgili verileri daha iyi takip etmesi için çeşitli saatlerin kokpitte bulunması gerekiyordu. İlk sürat saati ve yüksekliği ölçen altimetre, 1908 yılında kokpitte kullanılmaya başlandı. Bunu 1910 yılında çok basit bir telsiz ve 1912′de uçağın tırmanışta veya dönüşte olduğunu gösteren durum cayrosu izledi.

ÖZEL CİHAZLAR

Uçakların performansları arttıkça motorlarla ilgili saatler de kokpite girdi. 1930′lu yıllarla birlikte uçaklarla yolcu da taşınmasıyla menziller giderek uzuyordu. Pilotlara uzun mesafe uçuşlarında yardımcı olan seyrüsefer aletleri 1935′ten itibaren kullanılmaya başlandı.

İkinci Dünya Savaşı havacılıkta her konuya olduğu gibi teknolojisine de büyük katkıları oldu. O yıllarda imal edilen büyük bombardıman uçaklarının kokpitlerinden elde edilen tecrübeler 1950′li yıllarda ortaya , B707, DC8 gibi yolcu uçaklarına uygulanacaktı. İlk jet yolcu uçaklarının kokpitlerinde uçuş ekibi iki , bir telsiz operatörü ve bir uçuş mühendisinden yani 4 kişiden oluşuyordu. ekibi 1960′larda önce 3′e (iki ve bir uçuş mühendisi) düştü. sistemlerinin gelişmesiyle 1970′lerin sonunda uçuş ekibi sadece iki pilottan oluşmaya başladı. teknolojisindeki asıl devrim 1980′lerin başında yaşandı. Artık kokpitlere girmiş, göstergeler yerlerini ekranlara bırakmaya başlamıştı. Bu tür kokpitlere ekranlarının hakim olması nedeniyle ‘-Cam ’ deniyordu.

KAVGASI

1980′li yılların ikinci yarısında imalatçı şirketler arasında lövyenin nerede olacağı konusunda kavga çıktı. Yolcu uçaklarında lövye yanda mı (side-stick), yoksa 50 yıldır olduğu gibi ortada mı olacaktı? Aslında yandan lövye çok yeni bir konu değildi. Yolcu uçaklarında side-stick ilk olarak 1940′lı yılların sonunda Fransız imalatı Armagnac tipi uçakta kullanıldı. Burada amaç pilotun göstergeleri daha iyi görmesini sağlamaktı. Ancak Armagnag havayolu şirketlerince fazla tutulmadı. Yandan lövye 1970′lerin ortasında F-16 savaş uçaklarında da kullanıldı. Lövye uçağın bir bakıma direksiyonu olarak bilinen sistem side-stick’le aynı yapıda değildi. Side-stick aslında oyunlarında kullanılan joystick’in değişik bir şekliydi.

Fransızların yandan lövye düşü 1980′lerin ikinci yarısında A320 uçağı ile hayat buldu. Yandan lövyeyi pilotlara ve havacılık otoritelerine kabul ettirmek kolay olmadı. Normalde ortadan lövyeli olan ve uçuş testlerinde kullanılan 3 numaralı A300 tipi uçağın kokpiti yandan lövyeli hale getirildi. 1983-85 yılları bu 100 havayolu pilotu tarafından test edildi. Olumlu sonuç elde edilmesi üzerine sistem A320′lerden sonra imal edilen diğer modellerine takıldı. Benzer yaklaşım Amerikan Cirrus şirketi tarafından tek motorlu küçük uçaklara da uygulandı. Acil anlarda paraşüt açma yeteneğine sahip olan Cirrus, küçük uçakların ’ı olarak adlandırılıyor.

Sivil havacılığın devi ise bu yaklaşıma karşı çıkıyor. Pilotların ilk aldıkları uçuş eğitiminden itibaren ortadan lövyeye alıştıklarını belirten , bu sistemde teknolojileri her ne kadar gelişse de vazgeçmeyeceklerini belirtiyor. Kimi pilotlar uçağa verilecek kumandanın daha iyi hissedilmesi için lövyenin ortada olması gerektiğini iddia ediyorlar.

UÇUŞ

Yandan lövye anlayışının uygulanmasındaki en büyük etken ‘Fly by wire’ yani uçuş sistemi oldu. Küçük uçaklarda pilotlar lövyeye güç harcayarak kumanda yüzeylerini hareket ettirirler. Uçaklar büyüdükçe güçle hakim olmak zorlaştı. Ortaya hidrolik sistemler çıktı. Bu sistemde aynı otomobillerdeki hidrolik direksiyon gibi mekanik yardımı ile küçük bir güç sarfederek uçağa hakim olmak mümkün oldu. uçuşta mekanik sistem yerini elektrik kablolarına bıraktı. uçağa kumanda verdikten sonra bu emir uçağın ına gidiyor. Kumandanın limitler içinde olup olmadığını kontrol eden uçuş ı bunu kumanda satıhlarına iletiyor. Herhangi bir arızada mekanik sistem devreye girerek uçuş devam ediyor. uçuş sistemi ilk olarak Concorde’da kullanıldı. Bunu 1980′lerin başında B757, B767, A310 ve A300-600 izledi. Ancak bu uçaklardaki uçuş sistemi sadece slat, flap ve spoiler gibi yardımcı kumandalarda çalışıyordu. Tüm sistemleri fly by wire ile çalışan A320 oldu. de 777′ye ilk uçuş sistemini uyguladı.

’ nereden geliyor?

Aslında terimi ilk olarak gemilerde kullanılmaya başlandı. Gemilerde mürettebatın oturduğu ve dalgalardan korunmak için güverte aşağısındaki yere de ‘cockpit’ deniliyordu. Bu terim denizciliğe ise horoz dövüşlerinden geçti. İngilizce’de cock-fighting denilen horoz dövüşünde kavga etmek için yetiştirilmiş horozlar (cock) ve özel hazırlanmış çukur alan (pit) gerekir. Bu deyim zamanla gemilerde mürettebatın oturduğu, belki de kavga edilen alana benzediği için verildi.

Uçakların ortaya çıkmasıyla birlikte yeni terimlere isim bulunması konusunda yine denizcilik yardıma koştu ve ‘cockpit’ havacılıkta pilotların bulundukları, uçağı yönettikleri yerin adı oldu.

Ortak sistemler

Son yıllarda imalatçıların üzerinde durdukları bir başka konu ise farklı uçakların benzer kokpitlere sahip olması. Böylece havayolu şirketinin filosunda değişik tiplerine pilotlar kısa ve ucuz bir eğitimle görev yapabiliyorlar. Havayolu pilotlarının tipi değiştirmeleri yani tip eğitimi almaları uçağa bağlı olarak 15 ila 30 bin dolar arasında değişiyor. Eğitim süresi ise 10-15 günü buluyor. Bu nedenle ’ta A320 ailesinin tümü aynı, A330 ve A340 uçaklarının birbirlerine çok yakın kokpitleri bulunuyor. ise 757, 767 ve 747 tipleri benzer kokpite sahip. Bu tipler arasında geçiş yapacak pilotların eğitimleri 2-3 günde tamamlanıyor. Böylece zaman ve para tasarrufu yapılıyor.

Paylaş:
  • StumbleUpon
  • Digg
  • Facebook
  • Technorati
  • TwitThis
  • del.icio.us
  • Live
  • Google
  • Symbaloo
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!

İlgili Yazılar

Düşüncelerini Yaz

Bu yazı hakkındaki düşüncelerini yaz...