Isparta’daki MD 83′ün düşüş nedeni
Isparta’da geçtiğimiz aylarda yaşanan ve hepimizi çok üzen uçak kazasının oluş nedeni ile ilgili bir açıklama yapılmamış, hatta kara kutunun bozulmuş olduğu ifade edilmişti.
Bununla ilgili oldukça ilginç ve dikkate alınması gereken bir yazıya rastladım. Gazeteci Ömer Şan tarafından tarafından yayınlanan röportaj oldukça önemli noktalara işaret etmekte.
Görüşme kazadan hemen sonra yapılmış olsa da, süreç içinde kazanın oluş nedenine ilişkin ciddi bir açıklama yapılmaması yazıyı düşündürücü kılıyor.
Uçak VOR Yerine, Başka Bir Vericinin Parazitik Harmonik Frekansına mı Kilitlendi?
Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Morgül, 30 Yıldır Devlet Sırrı Olarak Saklanan Focker F-28 Uçaklarının Düşme Nedenlerini Açıklarken “30 Yıldır Susuyorum, Artık Susmayacağım” Dedi. Morgül, Isparta’da Düşen Uçağın da Aynı Nedenlerle Düşmüş Olabileceğini İleri Sürdü.
Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Şafak Morgül’den 30 yıllık devlet sırrı açıklaması. Morgül, Isparta’ta düşen MD-83 tipi uçağın düşmediğini, aksine iniş yaptığını ileri sürdü.
Önceki gece Isparta’da düşen, Atlasjet Hava Yollarına ait MD-83 tipi uçağın düşme nedenleri araştırılırken, düşen uçakta henüz pilotaj hatasının olmadığı yönündeki açıklamalara dikkat çeken Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Şafak Morgül, uçağın ‘Hava Alanı Yaklaşım Frekansı’ (VOR) yerine bu frekansa sarkan başka bir vericinin ‘parazitik harmonik frekansına’ kilitlenmiş olabileceğini iddia etti.
Özellikle 1970’li yıllarda Türk Hava Yollarında kullanılan Focker F-28 uçaklarının tamamına yakınının düşerek kaybolduğuna işaret eden Morgül, bu konuda 30 yıllık suskunluğunu bozduğunu kaydederek ilginç açıklamalarda bulundu. Isparta’daki uçak kazasının ardından ‘Artık bu tür kazaların yaşanmaması’ gerektiğini vurgulayan Morgül, “1977-2007 arasında geçen 30 yıllık sürede sustum. Artık susmayacağım.”diyerek, 30 yıldır ‘Devlet Sırrı’ olarak saklanan Focker F-28 uçaklarının düşme nedenlerini açıkladı.
Açıklamalarında özellikle telsiz kullanımları ile özel yayın kuruluşlarının frekans tahsislerine dikkat çeken Morgül, “Bilindiği gibi 70’li yıllarda telsiz kullanım devlet tekelindeydi.Ancak bugün özellikle dağ ve tepelerimizde telsiz vericileri ve verici antenleri bulunmakta. Bilindiği gibi bu yıllarda THY’nin 65 kişilik Focker F-28 tipi uçakları teker teker düşerek kayboldular. Bu uçaklardan 3 tanesi Antalya Hava Alanına inişe geçtikleri sırada Toros Dağlarına çarparak parçalandı. Bunlardan başka bir tanesi ise halen Marmara denizinin dibindedir ve bulunamamıştır. Toroslar’da düşen 3 uçağın düşüş nedeni bu güne kadar Devlet Sırrı olarak saklandı, ben de sakladım. Toroslara çarpan 3 uçağın düşme nedeni, o zamanlar bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) olan Seydişehir Alüminyum İşletmeleri’nin, Ankara merkez ile haberleşmesini sağlayan, Torosların kuzey yamacında bulunan SSB telsiz vericisinin ‘verici anten çıkış filitresi’ olmayışı idi. Onarımı yapan teknisyen, anten çıkış filtresini devre dışı bıraktığı için verici çıkış gücü kayıpsız olarak antene ulaşırken; konunun eğitimini almış herkesin bilebileceği gibi, filtresiz anten çıkışının ürettiği ‘Harmonik Frekanslar’, tahsis edilmiş frekans bandının dışında çok sayıda frekans bandına sarkarak etki etmiştir. Bu parazitik harmonik frekanslar, özellikle gece uçuşlarında uçakların Havaalanı Yaklaşım Bandına (VOR) sarkarak, uçakların hava alanı yaklaşım bandı yerine dağlardaki bu antenlere kilitlenmesine neden olmuştur. Bu durumda pilot olayı fark ettiğinde artık iş işten geçmiş oluyordu ve pilotun ağzından çıkacak ‘eyvah’ sesi bile kara kutuya yansımıyordu. Bunlar saniyelik olaylar. Söz konusu 3 uçağımızı böyle kaybettik.”dedi.
Söz konusu uçakların düşmesine ilişkin bilgilerin, 1978-1980 yılları arasında TRT Araştırma İmalat Dairesinde, TRT’nin Bölge Vericilerinin üretildiği projede birlikte çalıştığı 6 mühendis arkadaşı tarafından da paylaşıldığını kaydeden Morgül, söz konusu bu mühendislerden bir kısmının halen ASELSAN’da çalıştığını kaydederek; “Bu bilgiler müşterek paylaştığımız bilgilerdi. THY tarafından yaptırılan bu incelemeler TRT ve ODTÜ’de raporlaştırılmıştı. Ancak bu arkadaşlarımız bugün görevleri gereği hala susmaktadır. Ben artık susmak zorunda değilim.”şeklinde açıklamalarını sürdürerek; bu konu da bu güne kadar herhangi bir çalışma yapılmamış olduğuna da dikkat çekti.
Günümüzde ise telsiz kullanımının 1985 yılından beri devlet tekelinden çıktığına işaret eden Morgül, “Özel firma ve yayın kuruluşlarının işlettiği telsiz ve FM vericiler dağlarda çalışmaktadır. Telsiz işleri Genel Müdürlüğü, yayın yapılan bölgeye uygun frekans tahsisi ile anten çıkış gücünü önceden belirlemektedir. Özellikle ‘Anten Çıkış Güçleri’ ile oynanması yasaktır! Nedeni, az önce etkilerini sıraladığımız ‘Harmonik Frekans Üretimi’nin önlenmesidir. Çünkü üretilecek ‘parazitik harmonik frekans bandında’ bir başka sistem çalışmaktadır. Ona zarar verilmemelidir. Pratikte ise olan şudur, örneğin 100 watt çıkış gücü tahsis edilmiş bir FM veya link vericisi, anten çıkış filtresi nedeniyle yaklaşık 0,8-0,9 katsayıyla 80-90 watt güçle çalışmaktadır. Yani anten çıkış filtresinin getirdiği bir kayıp söz konusudur. Bu ise vericinin erişim mesafesini azalttığından vericiyi işletenler için anten filtresi pek sevilen bir alet değildir. Zaman zaman sorumsuz teknisyen ve işleticiler bu filtreleri devre dışı bırakırlar. Sonuç şudur, örneğin 92.0 Mhz bandında TRT FM dinlerken, Trabzon’da Boztepe’ye yaklaştığınızda birden yayının altından başka kanallar çıkmaya başlar. Buna halk arasında sarkma denir. Sarkan, Boztepe’deki özel vericilerin anten çıkışlarıdır. Bu durum sadece Trabzon’da değil bütün illerde böyledir.”ifadelerini kullandı.
Söz konusu durumun Isparta’da düşen Atlasjet Havayollarına ait uçağın düşme nedenleri arasındaki en güçlü olasılık olduğuna dikkat çeken Şafak Morgül, “Bu MD-83 olayında da büyük olasılıkla uçağın VOR sistemine sarkılmıştır. Yani uçak düşmemiş bir anlamda yanlış hedefe iniş yapmıştır. Pilotların yaş ve tecrübeleri, gelişme ve açıklamalar doğrultusunda olayda pilotaj hatası görülmemektedir. Yazık olmuştur. Zor yetişen 2 pilot, mürettebat, 9 bilim adamı toplam 57 vatan evladı yaşamını yitirmiştir. Bir yandan da binlerce kişiye istihdam sağlayan itibarlı bir hava yolu şirketinin halk nazarında güven ve itibarı riske girmiştir. Bu firma THY’de olabilirdi.”şeklinde açıklamalarını sürdürdü.
Özellikle Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinin bu konuda gerekli çalışmalarda bulunması gerektiğine dikkat çeken Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Şafak Morgül açıklamalarını şöyle tamamladı : “Hiç olmazsa bu vesile ile devlet, bu vericilerin anten çıkış güçleri filtrelerinin kendilerine tahsis edilmiş frekanslarda, güçlerde ve yerlerde olup olmadığını denetlemeye başlamalıdır. Zaman zaman evlerdeki elektrik sayaçlarının doğru yazıp yazmadığını kontrol eden devlet, böyle bir can pazarında anten çıkış güçlerini neden denetlemez? Askerler bu konuda çok titizdirler. Çünkü, üretilecek her harmonik frekans düşman eline kolaylıkla geçen bilgi gibidir. Bunu can pahasına öğrenmişlerdir. Siviller de artık aynı titizliği göstermelidirler. Türk ulusunun başı sağ olsun.”

















oncelikle ulusumuzun basi sagolsun sayin Safak Morgulun soylediklerine tamamen katiliyorum daha once ispartada dusen ucagin dusus nedenini pilotaj hatasi olarak kafamiza bellemistik ama olaylar daha farkli bir boyut kazanmis durumda ozellikle de harmonik titresim yayan bir vericinin yuzunden ucagin rotasini kaybetmesi, nereye yonelecegini sasirmasi ve hangi komutlari alacagi son derece mantikli bir olay zaten ucagin DUSURULME palavrasi ise tamamen afaki bir kurgudan ibaret olurdu.Devletin anten guclerini denetlemesi ve duzenli isletım yapması artik FARZ-I AYN niyeligi tasimalidir cunku burada soz konusu olan insan yasamidir artik gelisen gunumuz havacilik teknolojisi ıle bir ucagin pilotaj hatasindan oturu dusmesi neredeyse en az seviyeye indirgenmistir amac guvenlı ve cabuk ulasım oldugu ıcın hata duzeyı de cok dusuk bır yuzde ıle bıcımlendırılmıstır.Bılgılerınız ıcın tesekkurler Turk halkının bası sagolsun.